Hukuki Bilgi
Sıkça Sorulan Sorular
Ceza, aile, kira, miras, iş, icra, ticaret, tazminat ve KVKK alanlarında en çok merak edilen soruların genel bilgilendirme amaçlı yanıtları.
Ceza Hukuku
Gözaltına alınan kişi; susma hakkına, yakınlarına haber verilmesini isteme hakkına ve her aşamada müdafi (avukat) yardımından yararlanma hakkına sahiptir; bu haklar ifadeden önce kendisine hatırlatılmalıdır. Uyuşturucu ticareti gibi alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda müdafi bulunması zorunludur (CMK m.150/3). Müdafi hazır bulunmaksızın kollukta alınan ifade, hâkim veya mahkeme huzurunda doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz (CMK m.148/4). Bu nedenle avukat gelmeden ifade vermemek, susma hakkını kullanmak en sağlıklı yoldur.
Gözaltı süresi, bireysel suçlarda yakalama anından itibaren kural olarak 24 saati geçemez; yakalama yerine en yakın hâkim veya mahkemeye gönderilme için gerekli yol süresi bu süreye dahil değildir. Toplu olarak işlenen suçlarda bu süre, Cumhuriyet savcısının yazılı emriyle her defasında bir günü geçmemek üzere uzatılabilir ve toplamda dört günü aşamaz. Gözaltı süresinin sonunda kişi ya serbest bırakılır ya da hâkim önüne çıkarılır.
Uzlaştırma; soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlar ile kanunda açıkça sayılan bazı suçlarda, tarafsız bir uzlaştırmacı aracılığıyla mağdur ile şüphelinin anlaşmasını sağlayan alternatif bir çözüm yoludur. Uzlaşma sağlanırsa soruşturma aşamasında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilir, kovuşturma aşamasında ise dava düşer. Uzlaştırma, tarafların yargılama sürecinin yükünden kurtulmasını ve zararın hızla giderilmesini sağlar.
Evet. Kanuna aykırı olarak tutuklanan veya tutuklandıktan sonra kovuşturmaya yer olmadığına ya da beraatine karar verilen kişi, uğradığı maddi zararlar (kayıp gelir, iş kaybı vb.) ve manevi zararlar için tazminat isteyebilir. Tazminat istemi, kararın kesinleştiğinin tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde kararın kesinleşmesinden itibaren bir yıl içinde, kişinin oturduğu yer ağır ceza mahkemesine yapılır (CMK m.141-142).
Kesinleşmiş bir beraat kararından sonra kişi, kural olarak aynı fiil nedeniyle yeniden yargılanamaz; bu, aynı fiilden iki kez yargılanmama (ne bis in idem) ilkesinin gereğidir. Ancak CMK m.314'te sınırlı olarak sayılan hâllerde, örneğin hükme esas alınan bir belgenin sahte olduğunun anlaşılması veya beraat eden sanığın sonradan güvenilir biçimde suçu ikrar etmesi gibi durumlarda, sanık aleyhine yargılamanın yenilenmesi mümkündür. Kesinleşmemiş kararlara karşı ise istinaf ve temyiz yollarına başvurulabilir.
Fiili işlediği sırada akıl hastalığı nedeniyle işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamayan kişiye ceza verilmez, ancak güvenlik tedbirine hükmolunur; algılama yeteneği önemli derecede azalmamış olmakla birlikte azalmışsa cezada indirim yapılır (TCK m.32). Akıl sağlığının tespiti için mahkeme veya savcılık, resen ya da savunmanın talebi üzerine Adli Tıp Kurumu veya yetkili bir hastanenin sağlık kuruluna sevk kararı verir ve kişi burada ayrıntılı olarak incelenir.
Suç örgütüne üye olan kişinin, örgütün yapısının çözülmesine veya örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçların aydınlatılmasına yardımcı olacak bilgiler vermesi hâlinde, kanunda öngörülen koşullarla cezasız kalması veya cezasında indirim yapılması mümkündür (TCK m.221). İndirimin uygulanabilmesi için verilen bilgilerin somut olarak işe yaraması gerekir; bu nedenle beyanların zamanlaması ve içeriği büyük önem taşır.
Aile ve Boşanma
Anlaşmalı boşanma için evliliğin en az bir yıl sürmüş olması, eşlerin boşanmanın mali sonuçları ve çocukların durumu konusunda anlaşarak bir protokol hazırlaması ve bu iradelerini hâkim huzurunda bizzat beyan etmeleri gerekir. Şartlar sağlandığında anlaşmalı boşanma davası, çekişmeli boşanmaya göre çok daha kısa sürede, çoğu zaman tek celsede sonuçlanabilir. Protokolün hak kaybına yol açmayacak şekilde hazırlanması büyük önem taşır.
Velayet konusunda temel ölçüt, çocuğun üstün yararıdır. Hâkim; çocuğun yaşını, anne ve babanın yaşam koşullarını, çocuğa fiilen kimin baktığını, tarafların ekonomik ve sosyal durumunu ve çocuğun sağlıklı gelişimini değerlendirir. Belirli bir olgunluğa erişmiş çocukların görüşü de mahkemece dinlenebilir. Velayet kendisine verilmeyen taraf ile çocuk arasında kişisel ilişki (görüş günleri) düzenlenir.
Türk hukukunda üç temel nafaka türü vardır. Tedbir nafakası, dava süresince eşin veya çocukların geçimini sağlamak için hükmedilir. Yoksulluk nafakası, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olan ve kusuru daha ağır olmayan tarafa, diğer tarafın mali gücü oranında bağlanabilir. İştirak nafakası ise velayet kendisine verilmeyen tarafın, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine katılmasını sağlar. Koşullar değiştiğinde nafakanın artırılması veya azaltılması için dava açılabilir.
1 Ocak 2002'den sonra edinilen mallar bakımından yasal mal rejimi, edinilmiş mallara katılma rejimidir. Bu rejimde evlilik birliği içinde edinilen mallar (maaş, kira geliri, birlikte alınan ev ve araç vb.) kural olarak eşler arasında eşit paylaşılır. Evlilikten önce sahip olunan mallar ile miras veya bağış yoluyla edinilen mallar kişisel mal sayılır ve paylaşıma girmez. Mal rejiminin tasfiyesine ilişkin dava, boşanma davasından ayrı olarak açılır.
Eşlerden birinin mal varlığını gizlemesi veya mal kaçırması, mal paylaşımında hakkaniyetin sağlanmasını engeller. Gizlenen mal varlığı; banka kayıtları, tapu ve araç kayıtları, şirket kayıtları gibi kaynaklar mahkeme aracılığıyla araştırılarak tespit edilebilir. Diğer eşin katılma payını azaltmak amacıyla yapılan devirlerin değeri ise kanun gereği hesaba eklenebilir (TMK m.229). Bu nedenle dava sürecinde ihtiyati tedbir gibi koruyucu önlemlerin zamanında talep edilmesi önemlidir.
Kira ve Gayrimenkul
Türk Borçlar Kanunu'na göre yenilenen kira dönemlerinde uygulanacak kira artışı, bir önceki kira yılına ait TÜFE'nin (tüketici fiyat endeksi) on iki aylık ortalamasını geçemez. Sözleşmede daha yüksek bir oran kararlaştırılmış olsa bile bu sınır uygulanır. Beş yıldan uzun süreli veya beş yıldan sonra yenilenen kira sözleşmelerinde ise taraflar, hâkimden emsal kira bedellerini dikkate alarak kira bedelinin yeniden belirlenmesini (kira tespit davası) isteyebilir.
Tahliye taahhütnamesi, kiracının kiralananı belirli bir tarihte boşaltacağını yazılı olarak taahhüt ettiği belgedir. Geçerli olabilmesi için yazılı olması, kiracı veya yetkili temsilcisi tarafından imzalanması ve kira sözleşmesinin yapılmasından sonra verilmiş olması gerekir. Geçerli bir taahhütnameye rağmen kiralanan boşaltılmazsa kiraya veren, taahhüt edilen tarihten itibaren bir ay içinde icra yoluyla tahliye talep edebilir veya dava açabilir.
Kiracı, sözleşme süresine uymaksızın kiralananı geri verirse, kira ilişkisinden doğan borçları kiralananın benzer koşullarla yeniden kiraya verilebileceği makul süre boyunca devam eder (TBK m.325). Kiracı, kiralananı kiraya verenden kabul etmesi beklenebilecek, ödeme gücüne sahip ve kira sözleşmesini aynı koşullarla devralmaya hazır yeni bir kiracı bulmuşsa bu sorumluluktan kurtulabilir. Kiraya verenin de kiralananı yeniden kiraya vermek için makul çaba göstermesi beklenir.
Kiraya veren, kiralananı ancak bakım, satış veya sonraki kiralama gibi amaçlarla ve ziyaret zamanını kiracıya uygun bir süre önce bildirerek gezebilir; kiracı bu ziyarete izin vermekle yükümlüdür (TBK m.318). Bunun dışında kiracının rızası olmadan konuta girilmesi konut dokunulmazlığının ihlali niteliği taşıyabilir. Kiracı bu durumda hukuki yollara başvurabilir ve zararını ispat ederek tazminat talep edebilir.
Kiracı, kiralananı özenle kullanmak ve sözleşme sona erdiğinde teslim aldığı durumda geri vermekle yükümlüdür; olağan kullanımdan doğan yıpranmalardan sorumlu değildir. Olağan kullanımı aşan hasarların onarım bedeli öncelikle güvence bedelinden (depozito) karşılanabilir; zarar güvence bedelini aşıyorsa kiraya veren ayrıca tazminat davası açabilir. Bu davada kiralananın teslim alındığı ve geri verildiği andaki durumunun fotoğraf, tutanak ve bilirkişi incelemesi gibi delillerle ispatlanması önemlidir.
Evet. 1 Eylül 2023 tarihinden itibaren kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda (kira bedelinin tespiti, kira alacağı, tahliye gibi), dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması kural olarak dava şartıdır. İcra yoluyla tahliye talepleri gibi bazı istisnalar bulunur. Arabuluculuk sürecinde anlaşma sağlanamazsa düzenlenen son tutanakla birlikte dava açılabilir.
Miras Hukuku
Mirasçılar, mirası kural olarak mirasçı olduklarını öğrendikleri tarihten itibaren üç ay içinde reddedebilirler. Ret beyanı, miras bırakanın son yerleşim yerindeki sulh hukuk mahkemesine sözlü veya yazılı olarak yapılır. Süresi içinde ret hakkı kullanılmazsa miras, borçlarıyla birlikte kabul edilmiş sayılır. Ölüm tarihinde terekenin borca batık olduğu açıkça belli veya resmen tespit edilmişse miras reddedilmiş sayılır.
Saklı pay, miras bırakanın vasiyetname veya diğer ölüme bağlı tasarruflarla dahi ortadan kaldıramayacağı, kanunen korunan miras payıdır. Türk Medeni Kanunu'na göre saklı paylı mirasçılar; altsoy (çocuklar, torunlar), ana-baba ve sağ kalan eştir. Miras bırakan saklı payları ihlal eden tasarruflarda bulunmuşsa, saklı paylı mirasçılar tenkis davası açarak paylarının tamamlanmasını talep edebilirler.
Vasiyetname; miras bırakanın ehliyetsiz olması, aldatma, korkutma veya yanılma etkisi altında düzenlenmesi, içeriğinin hukuka ya da ahlaka aykırı olması veya kanunda öngörülen şekil şartlarına uyulmaması hâllerinde iptal edilebilir. İptal davası, vasiyetnameden menfaati ihlal edilen mirasçılar veya lehine kazandırma yapılanlar tarafından kanunda öngörülen süreler içinde açılmalıdır. Saklı payları ihlal eden vasiyetnamelere karşı ayrıca tenkis davası da gündeme gelebilir.
Mirasçılar tereke üzerinde elbirliğiyle malik olurlar ve paylaşım konusunda anlaşamazlarsa ortaklığın giderilmesi (izale-i şuyu) davası açılabilir. Mahkeme, malın aynen taksiminin mümkün olup olmadığını değerlendirir; mümkün değilse malın satılarak bedelinin mirasçılar arasında payları oranında dağıtılmasına karar verir. Mirasçılar dilerlerse yazılı bir miras taksim sözleşmesi yaparak paylaşımı kendi aralarında da gerçekleştirebilirler.
İş Hukuku
Kıdem tazminatına hak kazanabilmek için işçinin aynı işverene bağlı olarak en az bir yıl çalışmış olması ve iş sözleşmesinin kanunda öngörülen hâllerden biriyle sona ermesi gerekir. İşçinin haklı nedenle feshi, işverenin haklı neden olmaksızın feshi, emeklilik, erkek işçinin askerlik nedeniyle ayrılması ve kadın işçinin evlilik tarihinden itibaren bir yıl içinde işten ayrılması bu hâllere örnektir. İşçinin haklı bir neden olmadan istifa etmesi hâlinde kural olarak kıdem tazminatı doğmaz.
İşe iade davası açabilmek için işyerinde en az otuz işçi çalışması, işçinin en az altı aylık kıdeminin bulunması, iş sözleşmesinin belirsiz süreli olması ve feshin geçerli bir nedene dayanmaması gerekir. İşçi, fesih bildiriminin tebliğinden itibaren bir ay içinde arabulucuya başvurmak zorundadır; anlaşma sağlanamazsa son tutanağın düzenlenmesinden itibaren iki hafta içinde dava açılabilir. Sürelerin kaçırılması hak kaybına yol açar.
Haftalık 45 saati aşan çalışmalar fazla çalışma sayılır ve her bir saat için normal ücretin en az yüzde elli fazlası ödenmelidir. Ödenmeyen fazla mesai ücretleri için işçi, arabuluculuk sürecinin ardından iş mahkemesinde alacak davası açabilir. Fazla çalışma; işyeri giriş-çıkış kayıtları, puantaj cetvelleri, elektronik kayıtlar ve tanık beyanları gibi delillerle ispatlanabilir.
Mobbing; çalışana yönelik sistematik ve süreklilik arz eden yıldırma, dışlama ve aşağılama davranışlarıdır. Mobbinge uğrayan çalışan öncelikle yaşananları tarih ve olay bazında kayıt altına almalı, yazışmaları saklamalı ve tanıklarını belirlemelidir. Çalışan iş sözleşmesini haklı nedenle feshederek kıdem tazminatı talep edebilir; ayrıca kişilik haklarının ihlali nedeniyle manevi tazminat davası açabilir.
İcra Hukuku
İlamsız icra takiplerinde borçlu, ödeme emrinin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde icra dairesine itiraz edebilir. Süresinde yapılan itiraz takibi durdurur; alacaklı bu durumda itirazın iptali veya itirazın kaldırılması yoluna başvurarak takibi sürdürebilir. Kambiyo senetlerine özgü takiplerde ise itiraz süresi beş gündür ve itiraz icra mahkemesine yapılır. Sürelerin kısa olması nedeniyle hızlı hareket edilmesi kritik önem taşır.
İşçi ücretlerinin en fazla dörtte biri haczedilebilir. Nafaka alacakları bu sınırlamaya tabi değildir ve öncelikli olarak kesilir. Birden fazla haciz varsa hacizler sıraya konulur ve önceki haciz kesintisi tamamlanmadan sonraki kesintiye geçilmez. Emekli maaşları ise kural olarak borçlunun onayı olmadan haczedilemez; nafaka borçları ve SGK alacakları bu kuralın istisnasıdır.
Borçlunun süresinde yaptığı itiraz takibi durdurur. Bu durumda alacaklı, itirazın kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davası açabilir; alacak kanunda sayılan belgelere dayanıyorsa altı ay içinde icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını talep edebilir. İtirazın haksız olduğu anlaşılırsa borçlu, alacağın belirli bir oranında icra inkâr tazminatına mahkûm edilebilir.
Borç; faiz ve takip masraflarıyla birlikte icra dosyasına ödendiğinde dosya tahsille kapanır. Taraflar icra dairesi dışında (haricen) anlaşmışsa, alacaklının icra dairesine haricen tahsil bildiriminde bulunması gerekir; bu durumda tahsil harcı doğar. Dosya kapandıktan sonra borçlu, hakkındaki hacizlerin kaldırılmasını talep edebilir.
Ticaret Hukuku
Konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat taleplerine ilişkin ticari davalarda, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır (TTK m.5/A). Arabuluculuk sürecinde anlaşma sağlanamazsa düzenlenen son tutanakla birlikte dava açılabilir; anlaşma sağlanırsa anlaşma belgesi, şartları varsa ilam niteliğinde belge sayılır.
Seçim; ortak sayısı, sermaye yapısı, pay devrinin kolaylığı, yönetim yapısı ve ileride yatırım alma planı gibi etkenlere bağlıdır. Limited şirkette pay devri noterde onaylanan yazılı bir devir sözleşmesi ve kural olarak genel kurul onayı gerektirirken, anonim şirkette payların devri daha esnektir. Ayrıca limited şirket ortakları, şirketten tahsil edilemeyen kamu alacaklarından sermaye payları oranında sorumlu tutulabilir. En uygun yapı, ticari hedefler birlikte değerlendirilerek belirlenmelidir.
Haksız rekabet; rakipler arasında veya tedarikçilerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen, aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerde aykırı davranış ve uygulamalardır (TTK m.54 vd.). Haksız rekabetten zarar gören; fiilin haksız olup olmadığının tespitini, haksız rekabetin men'ini, sonuçlarının ortadan kaldırılmasını ve kusur varsa maddi ve manevi tazminat ödenmesini talep edebilir (TTK m.56).
Tazminat Hukuku
Maddi tazminat; tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün kaybı veya eşyadaki hasar gibi malvarlığında meydana gelen ve hesaplanabilen zararların giderilmesini amaçlar. Manevi tazminat ise kişilik haklarının zedelenmesi sonucu duyulan acı, elem ve üzüntünün bir ölçüde giderilmesi için hükmedilen bir para tutarıdır; miktarı hâkim tarafından olayın özelliklerine göre takdir edilir.
Haksız fiilden doğan tazminat taleplerinde zamanaşımı, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten itibaren on yıldır. Tazminat, ceza kanunlarında daha uzun bir zamanaşımı öngörülen suç niteliğindeki bir fiilden doğmuşsa bu uzun süre uygulanır (TBK m.72). Sözleşmeye aykırılıktan doğan taleplerde ise kural olarak on yıllık süre geçerlidir.
Zorunlu mali sorumluluk sigortasına karşı dava açılmadan veya tahkime başvurulmadan önce sigorta şirketine yazılı olarak başvurulmuş olması gerekir. Sigorta şirketi başvurudan itibaren on beş gün içinde yanıt vermez veya talebi kısmen ya da tamamen reddederse, zarar gören dava açabilir ya da Sigorta Tahkim Komisyonu'na başvurabilir (KTK m.97).
KVKK
Kişisel verilerinizin hukuka aykırı işlendiğini düşünüyorsanız öncelikle veri sorumlusuna yazılı olarak veya kayıtlı elektronik posta gibi yöntemlerle başvurmanız gerekir. Veri sorumlusu başvurunuzu en geç otuz gün içinde sonuçlandırmak zorundadır. Başvurunuz reddedilir, yanıt yetersiz kalır veya süresinde yanıt verilmezse Kişisel Verileri Koruma Kurulu'na şikâyette bulunabilirsiniz. Genel hükümlere göre tazminat talep etme hakkınız ayrıca saklıdır.
İşlenen kişisel verilerin kanuni olmayan yollarla başkaları tarafından elde edilmesi hâlinde veri sorumlusu, bu durumu en kısa sürede ilgili kişiye ve Kişisel Verileri Koruma Kurulu'na bildirmekle yükümlüdür (KVKK m.12/5). Kurul kararına göre bu bildirimin, ihlalin öğrenilmesinden itibaren gecikmeksizin ve en geç 72 saat içinde yapılması gerekir. İhlalin etkilerini sınırlamaya yönelik teknik ve idari tedbirlerin de ayrıca alınması önemlidir.
Hayır. Aydınlatma yükümlülüğü, veri işleme faaliyetinin hangi hukuki sebebe dayandığından bağımsız olarak her durumda yerine getirilmesi gereken bir bilgilendirmedir (KVKK m.10). Açık rıza ise belirli bir konuya ilişkin, bilgilendirmeye dayanan ve özgür iradeyle açıklanan bir onaydır ve yalnızca kanunda sayılan diğer işleme şartlarının bulunmadığı hâllerde aranır. Bu nedenle iki metnin birbirinden ayrı olarak düzenlenmesi gerekir.
Genel
Vekaletname noter aracılığıyla düzenlenir. Kimliğinizle birlikte notere giderek avukatınızın adı, soyadı, barosu ve sicil numarasını belirterek vekaletname çıkartabilirsiniz. Boşanma gibi bazı davalar için özel yetki içeren vekaletname gerekir. Yurt dışında yaşayanlar, bulundukları ülkedeki Türk konsolosluklarından vekaletname düzenletebilirler.
Dava süresi; davanın türüne, mahkemenin iş yüküne, delillerin toplanma hızına, tanık ve bilirkişi süreçlerine göre önemli ölçüde değişir. Anlaşmalı boşanma gibi bazı davalar tek celsede sonuçlanabilirken çekişmeli davalar ve ağır ceza yargılamaları daha uzun sürebilir. İstinaf ve temyiz aşamaları da toplam süreyi uzatabilir. Bu nedenle hiçbir dosya için kesin bir süre taahhüt edilmesi mümkün değildir.
Arabuluculuk, tarafların bağımsız bir arabulucu eşliğinde uyuşmazlıklarını dava açmadan çözmelerini sağlayan bir yöntemdir. İşçi-işveren uyuşmazlıklarında (işe iade, kıdem, ihbar, fazla mesai alacakları), konusu para alacağı olan ticari davalarda, kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda ve kanunda sayılan diğer bazı hâllerde dava açmadan önce arabulucuya başvurmak dava şartıdır; başvurulmadan açılan dava usulden reddedilir. Anlaşma sağlanırsa düzenlenen belge, şartları varsa ilam niteliğinde belge gücü kazanır.
Maddi imkânı bulunmayan kişiler, baroların adli yardım bürolarına başvurarak ücretsiz avukat desteği talep edebilirler; başvuruda gelir durumunu gösteren belgeler istenir. Ceza yargılamalarında belirli suçlarda ve talep hâlinde şüpheli veya sanığa baro tarafından zorunlu müdafi (CMK avukatı) görevlendirilir. Dava harç ve giderlerini karşılayamayacak durumda olanlar ise mahkemeden adli yardım talep ederek harç ve giderlerden geçici olarak muaf tutulabilirler.
Aramanızla eşleşen soru bulunamadı.
Bu sitedeki içerikler genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık yerine geçmez ve Avukatlık Kanunu ile Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları çerçevesinde reklam niteliği taşımaz.
Hukuki Destek
Hukuki bir sorunuz mu var?
Dosyanızla ilgili ilk değerlendirme için bize telefon, WhatsApp veya iletişim formu üzerinden ulaşabilirsiniz.